MÜESSES DURUM
2020-10-19Hukuka aykırılığı sebebiyle idarenin iradesine bağlı olarak hukuk dünyasından silinmesi gereken bir işlemde, geri alma veya kaldırma işleminden evvel var olan durumun korunması gerektiğini belirten kuruma müesses durum denmektedir. Yargıtay ve Danıştay kararlarında da kendine yer bulan müesses durum söz konusu kararlarda “yerleşik düzen” , “kazanılmış (hukuki) durum” , “kurulu durum” , “kurulu düzen” olarak da isimlendirilmektedir.
İlk olarak Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu 'nun, 26.09.1952 Tarihli 1952/15 Esas, 1952/244 Karar sayılı kararında müesses durum gündeme gelmiştir. Söz konusu karar hükmü aşağıda yer almaktadır;
"...Kanunsuz bir terfi işleminin, bundan faydalanan memur lehine müktesep bir hak doğurmadığı aşikâr olmakla beraber bu terfiin de sübjektif bazı tesir ve neticeler hâsıl ettiğinde şüphe edilemez. Böyle olunca kanunsuz bir terfiin idarece her zaman geri alınabileceğini kabul etmek, terfiin kanunsuzluğu dolayısıyle bunun tesir ve neticelerini tehdit eden müphemiyet ve kararsızlığın hudutsuz bir şekilde devamına yol açmak olur ki bu hal idare hukuku sahasında da tatbik yeri bulan istikrar esası ile telif edilemez.”
1973 yılında ise Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu 'nun kararı ile ismi ve şartları belirlenen müesses durum, idarenin tesis ettiği hukuka aykırı işlemlerden kaynaklanan menfaatlerin bazı hallerde korunması gerekliliğini belirtmektedir. Bu hususta Conseil d'Etat 'nın 1922 tarihli Dame Cachet kararı öncü olmuş; 1973 yılında Yargıtay’ın İçtihadı Birleştirme Kararıyla müesses durum yeniden ifade bulmuştur.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu 'nun, 27.01.1973 Tarihli, 1972/6 Esas, 1973/2 Karar sayılı kararında, “...Burada, yanlış bir idare tasarrufunun geri alınmasındaki kamu yararı ile bu yanlış tasarrufun kişiler yararına yarattığı hukuki durumların korunması (istikrar prensibi) çatışma halindedir. Ancak bu çatışma görünüştedir, zira yanlış bir idare tasarrufunun geri alınması kamu yararı bakımından zorunlu gibi görünmekte ise de, istikrarın korunmasında da kamu yararı vardır. Yerleşmiş (müesses) durumlar hataen de doğmuş olsalar ve hak teşkil etmeseler bile, her zaman geriye yürür şekilde ortadan kaldırılabilmeleri, istikrarı ve toplumun güven hissini sarsar, kamu düzenini zedeler. Hukuka aykırı işlemin, ilgili kişi lehine yarattığı hukuki durumların ilelebet tartışma konusu yapılması sakıncalıdır. Dolayısıyla belirli bir süre geçtikten sonra bu hukuki durumların korunmasında, meşru yararları olan ilgililerin korunmasını, yani hukuki durumların dokunulmazlığını, kabul etmek gerekir. (Tan T, a.g.e. Sh. 60). " denilmek suretiyle müesses durum kavramı ifade edilmiş ve akabinde unsurları ortaya konulmuştur.
MÜESSES DURUMUN UNSURLARI
1. İdare Tarafından Tesis Edilen Bireysel Nitelikte, Açık Hata Bulunmayan, Hukuka Aykırı, İdari Bir İşlemin Varlığı Gerekir:
Danıştay, tesis edilen idari işlemin açık hata niteliğinde olmasını açıkça mevzuata aykırılık haliyle özdeşleştirmektedir. Yorumlanmasına ihtiyaç duyulmayacak derecede açık mevzuat hükümlerine aykırılık açık hata olarak nitelendirilmektedir. Müesses durum ise açık hata bulunmayan idari işlemlerde uygulanma alanı bulmaktadır. Bu husus Danıştay 10. Dairesi 'nin 18.05.2005 Tarihli, 2003/4745 Esas, 2005/2591 Karar sayılı kararında da yer almaktadır;
"...mevzuat hükmünün yoruma ihtiyaç göstermeyecek kadar açık olduğu, idare edenlerin kasıt ya da ihmal içinde olmadıkları sürece, hükmü uygularken hataya düşmelerinin beklenemeyeceği hallerde, maddi olaya ve mevzuatın açık hükmüne aykırı davranılmış ve bu durum da işlemi yok denilecek kadar sakatlamış ise, idarenin açık hatasından söz edilebilir."
2. İşlemin Niteliğindeki Hukuka Aykırılık Hile, İkrah, Yanıltıcı Beyan, Açık Hata ve Yokluktan Kaynaklanmamalıdır ve İşlemden Menfaat Elde Eden Bireyin Kötü Niyetli Olmaması Gerekir:
Müesses durum, kötü niyetli bireyler bakımından bir koruma öngörmemekle birlikte, idarenin işlemine bireyin yanıltıcı beyan veya hatalı söylemlerinin sebebiyet vermesi halinde de koruma sağlanmayacağına dair Danıştay kararları da mevcuttur. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu 'nun, 06.07.1987 Tarihli, 1987/1-2-4 Esas, 1987/2 Karar sayılı kararında yer aldığı üzere;
"...Her ne kadar yanlış idari işlemlerden dolayı kişi yararına hak veya korunması gereken yerleşmiş (müesses) bir durum doğmuş ise idari işlemlerin ancak iptal davası süresi içinde geri alınabileceği; bu sürenin geçmiş olması halinde idare için de işlemin kesinleşmiş olacağı yabancı ve yerli doktrin ve içtihatlarda kabul edilmekte ise de; bu kural iyi niyetli kişiler için geçerli olup, yokluk ve mutlak butlan halleri ile kişinin gerçek dışı beyan ve hilesinin yanlış işlem tesisine neden olduğu hallerde idare yanlış işlemini böyle bir süre şartına bağlı kalmaksızın geriye doğru yürür şekilde geri alabilir."
3. Hukuk Aleminden Silmek İçin Söz Konusu Hukuka Aykırı İşlem Hakkında Geri Alma, Kaldırma, Değiştirme ve Düzeltme İşlemlerinden Biri Tesis Edilmelidir.
4. Hukuka Aykırı İşlemi Hukuk Aleminden Silme Tasarrufu, Bir Mahkeme Kararının İcra Edilmesi Amacıyla Değil İdarenin Kendi İradesi Doğrultusunda Yapılmalıdır.
5. Söz Konusu İşlemin Hukuk Aleminden Silinmesi İdari İstikrar ve Hukuki Güvenlik İlkelerini Zedelemelidir:
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu 'nun, 1973 tarihli kararından da anlaşılacağı üzere müesses durumlarda kamu yararı ile idari istikrar ilkesi çatışmaktadır. Çatışan bu iki ilke neticesinde ise birey lehine bir tercih yapılması gerekmektedir. Zira idari istikrar ilkesinin korunması ilkesi de muhtevasında kamu yararını barındırmaktadır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) de bu doğrultuda idari istikrar ilkesine ilişkin şu tanımlamayı yapmaktadır: “...İdari istikrar ilkesi; yasaya aykırı olan bir işlemin üzerinden belli bir süre geçtikten sonra yarattığı hukuki sonuçların korunması prensibidir. Diğer bir deyişle, idarenin, yasaya aykırılığından bahisle işlemlerini, ilgililerin hileli davranmalarına dayalı olmadığı takdirde her zaman geri almasının kabul edilmemesi (…) bu ilkenin uygulanmasından kaynaklanmaktadır.” (AYİM 1. Daire, T. 27.11.2001, E. 2001/581, K. 2001/1279)
6. İdari İşlemden Etkilenen Bireyin Söz Konusu Hukuka Aykırı İdari İşlemden Kaynaklanan Menfaati Bulunmalıdır:
Hukuka aykırı tesis edilen işlemin belli bir süre yürürlükte kalmasıyla bu işleme bağlı olarak bireyde bazı beklentilerin oluşması her ne kadar kaçınılmaz olsa da müesses durum ile aslen korunmak istenen bireyin beklentileri değildir. İdari işlem sonucu ortaya çıkan kişisel sonuçlar ve yaratılan dokunulamaz kişisel alan müesses durumun koruması altındadır.
7. İşlemin Tesisinden İtibaren O İşleme Karşı Öngörülen Dava Açma Süresi Geçmiş Olmalıdır:
Bireyin işlemden dolayı menfaat elde etme süresi en az o işleme karşı öngörülen dava açma süresi kadar olmalıdır. Bu hususta verilen kararlardan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1. Dairesi 'nin, 16.11.1999 Tarihli, 1998/1039 Esas, 1999/1098 Karar sayılı kararında da değinildiği üzere;
“...İdare, hukuka uygun olan ve müktesep hak teşkil eden tasarrufları ile hukuka mugayir de olsa müesses vaziyet doğuran ve dava müddeti geçmiş bulunan muamelelerini batıl sayamaz ve düzeltemez. Çünkü idare kaideten makable şamil karar alamaz ve hukukun genel olan istikrar prensibini bozamaz. İdarenin evvelce yaptığı sübjektif veya şart tasarrufları istediği vakit ve herhangi bir sebep ve mülahaza ile iptal veya tadil etmeğe yetkili olduğunu kabul etmek, ferdi durumları ve hukuki muamelelerde istikrarı hiçe saymak demektir.”
Birey için dava açma süresi geçmeden hak teşkil etmeyen durum, bu süre geçtikten sonra hak boyutunda olmasa bile dokunulamayan durumlar yaratmaktadır. Hukuka aykırı işlemin tesisinden sonra geçen süre işlemi hukuka uygun hale getirmese dahi işlemin sonuçları artık dokunulamaz bir hal almıştır.
Müesses durum kurumunda temel esasların ortaya konulduğu Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu 'nun 1973 Tarihli kararında da değinilen Profesör Sıddık Sami Onar da süre konusunda aynı görüşü benimsemektedir. Sayın Onar 'ın da görüşlerinde yer verdiği üzere; "...Tasarruf ancak iptal davası müddeti veya hususi bir dava müddeti varsa o müddet veyahut iptal davası açılmışsa davanın müddeti içinde geri alınabilir. Ancak, bu müddet şartının fert lehine bir durum doğurmuş olan tasarruflarda nazara alınması doğru olur. Ferde külfetler yükleyen durumları daima kaldırılmalıdır. ( Onar S., S., a.g.e., Sh. 432, 433 ). "
KAZANILMIŞ HAK VE MÜESSES DURUM ARASINDAKİ FARK
Müesses durum kavramı zaman zaman kazanılmış hak kavramı ile karıştırılmaktadır. İki kavram hatalı bir şekilde bazı durumlarda birbirinin yerine kullanılmaktadır. Ancak iki kavramın dayanak noktası birbirinden tamamen farklıdır. Kazanılmış hak hukuka uygun bir işlemden doğmakta olup işlem geri alındığında dahi devam edecek haklar itibarıyla başvurulan bir hukuki kurumdur. Müesses durum ise tam aksine hukuka aykırı tesis edilen işlem sebebiyle bireyin kişisel alanında yaratılan dokunulamaz alanları korumaktadır. Bu hususa Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu ‘nun, 27.01.1973 Tarihli 1972/6 Esas, 1973/2 Karar sayılı kararında yer verilmekte ve müesses durum ile kazanılmış hak arasındaki farka dikkat çekilmektedir:
“…Kazanılmış hak hukuka uygun bir işlemden doğar ve bu işlem geri alınsa bile, ilerisi için de devam eder. Yerleşmiş, kazanılmış durum kavramı ise, hukuka aykırı bir işlemin belirli süre geçtikten sonra geri alınması üzerine artık ilerisi için işlemin hüküm ifade etmeyeceğini, fakat geçmişte kalan durumun da tanınması gerektiğini ifade eder, yani işlemin ilerisi için değiştirildiği, düzeltildiği anlamına gelir. Onun için, hukuka aykırı (yanlış) işlem, yukarıda açıklanan süreler geçtikten sonra geri alınırsa sonrası için kişiye bir hak bahşetmez, yalnızca geçmişteki durumun, parasal da olsa, tanınması sonucunu doğurur.”
Stj. Av. Vildan Ezgi IŞIK
Haberler ve Etkinlikler
Tümünü Göster20 Ekim 2023
20 Ekim 2023
20 Ekim 2023
20 Ekim 2023
20 Ekim 2023
20 Ekim 2023